Yaz sıcağının kırıldığı ve kış koşullarının henüz kendini göstermediği Eylül ve ekim ayları, Doğu Anadolu’yu gezmek için en iyi dönem. Zira bu dönemde göl çevresindeki ışık yumuşuyor, yayla yollarında ulaşım rahatlıyor ve turistik noktalardaki kalabalıklar ortadan kalkıyor. Lakin bölgeyi keşfetmek isteyenlerin sıklıkla düştüğü bir yanılgı var: Rotayı tek bir merkeze bağlamak. Seyahate Van’da başlayıp yine Van’da bitirmek, geçtiğiniz yolları mecburen tekrar etmenize yol açacaktır.

Bunun yerine rotayı “açık uçlu” (open-jaw) kurgulamak çok daha verimli bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Gezinize Van’dan başlayıp dönüşü Diyarbakır’dan yaparsanız, Van Gölü havzası, Ahlat-Tatvan hattı, Mardin platosu ve Diyarbakır ardışık bir güzergâh üzerinde dizilecektir. Böylece hiçbir etabı geri dönerek tekrarlamak zorunda kalmazsınız.

Rotayı neden iki uçlu kurmak gerekiyor?

Çünkü bölgedeki gezilecek başlıca noktalar dairesel bir düzende değil, doğudan batıya doğru uzanan düz bir hat üzerinde bulunuyor. Van Gölü’nün doğu kıyısından yola çıkıp güneybatı yönünde ilerledikçe her gün yeni bir mesafe kat ediliyor. Aynı rotayı tek havaalanına göre ayarlamaya kalkan biri, seyahatinin son iki gününü sırf başlangıç noktasına dönmek için harcıyor.

Uçuşu planı yaparken işe İstanbul Van uçak bileti aramaları üzerinden başlamalısınız. Zira otel ve şehirler arası ulaşım gibi detayları bu yöne göre sıralamak, sonradan planı tersine çevirmekten çok daha az zahmetli.

1. ve 2. gün: Van ve gölün doğu kıyısı

Ülkemizin en büyük gölü olan Van Gölü, kıyı şeridi boyunca eşsiz bir renk cümbüşü sunuyor. Şehri keşfetmeye ilk olarak Van Kalesi’nden başlanabilir; Urartulara ait kitabelerin bulunduğu bu devasa kaya kütlesi hem gölün hem de Eski Van yerleşiminin harika bir manzarasına sahip. Sabah saatlerini ise Van’ın ünlü kahvaltı kültürüne ayırmak şart. Otlu peynir, murtuğa ve kavut gibi yöresel lezzetler kahvaltı salonlarının vazgeçilmezi.

İkinci gün ise göl sularına açılma vakti. Gevaş’tan teknelerle geçilen Akdamar Adası’nda yer alan 10. yüzyıl yapımı Akdamar (Ahtamar) Kilisesi, dış cephesindeki eşsiz taş kabartmalarıyla bölgenin en fotojenik yapılarından biri. Dönüş güzergâhında Çavuştepe’deki Urartu kalıntıları ve Hoşap Kalesi ziyaret edilebilir. Zamanı geniş olanlar için kuzeydeki Muradiye Şelalesi yarım günlük harika bir ek rota olabilir.

3. gün: Tatvan, Nemrut Kalderası ve Ahlat

Gölün batı yakasına geçtiğinizde, sıkça yapılan bir isim karışıklığını düzeltmekte fayda var: Adıyaman’daki dev heykelleriyle ünlü Nemrut Dağı ile Bitlis’teki Nemrut birbirinden tamamen farklı. Tatvan’ın hemen yukarısındaki Nemrut Kalderası, bünyesinde krater gölleri barındıran muazzam bir volkanik oluşum. Sonbaharın yarattığı ışık-gölge oyunlarıyla katman katman bir manzaraya bürünen bu kratere, uygun yol şartlarında araçla çıkmak mümkün.

Aynı gün rotanızı Ahlat’a çevirin. Taş işçiliğinin köklü geçmişini gözler önüne seren Selçuklu Meydan Mezarlığı, özellikle gün batımında uzayan gölgelerle bambaşka, büyüleyici bir atmosfere bürünüyor.

4. gün: Mardin platosuna geçiş

Bu noktada rotanın karakteristiği değişiyor. Göl ve yayla manzaralarından, taş mimarinin egemen olduğu bir plato coğrafyasına adım atılıyor. Kademeli yapısıyla dikkat çeken Mardin’in dar sokaklarında bir günü yürüyerek geçirmek en ideal keşif yöntemi. Kasımiye Medresesi ile şehir dışındaki Deyrulzafaran Manastırı gününüzü dolduracaktır. Vaktiniz varsa Midyat’ın tarihi konaklarını da plana dahil edebilirsiniz.

5. gün: Diyarbakır’da surlar ve Hevsel

Seyahatin bitiş noktası için Diyarbakır biçilmiş kaftan. Hem merkezinin yürüyerek rahatça gezilebilmesi hem de bölgenin en geniş uçuş ağına sahip olması bu şehri cazip kılıyor. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Surların burçlarından bakıldığında, Dicle Nehri kıyısındaki o devasa yeşil bahçeler tek bir karede toplanıyor. Ulu Cami, Hasan Paşa Hanı ve Dört Ayaklı Minare gibi simge yapılar aynı yürüyüş aksı üzerinde kolayca gezilebilir.

6. gün: Dönüş ayağını nasıl planlamalı?

Dönüşü başka bir şehirden yapmayı düşünüyorsanız tablo değişecektir. Diyarbakır İstanbul uçak bileti fiyatları bu kez ayrı bir arama olarak planınıza dahil olacaktır. Bu ayrımı en başından yapmak, gidiş ve dönüş saatlerinizi ilk ve son güne göre esnek bir şekilde seçmenize imkân tanır. Enuygun.com üzerindeki rota sayfalarında yer alan bilgilere göre kalkış ve varış şehirleri ayrı ayrı listelendiği için, her iki rotayı karşılaştırarak en uygun planı çıkarabilirsiniz.

Planlarken not edilecek pratik öneriler

Mevsim geçişi: Eylül ve ekim aylarında gece-gündüz sıcaklık farkları belirginleşiyor. Özellikle Nemrut Kalderası ve Ahlat gibi rakımı 1.500 metreyi aşan bölgeler için katmanlı giyinmek şart.

Şehirler arası ulaşım: Uçak biletinden sonraki en önemli bütçe kalemi ulaşım oluyor. Van-Tatvan ve Mardin-Diyarbakır arası toplu taşımayla geçilebilir fakat Akdamar, Çavuştepe veya Nemrut Kalderası gibi alanlar için yerel turlar ya da günlük araç kiralama seçeneklerini mutlaka değerlendirmek gerekiyor.

Ziyaret saatleri: Krater yolu ve ada geçişleri tamamen hava durumuna bağlı. Dolayısıyla söz konusu durakları rotanızın esnek zamanlarına bırakmak riski azaltacaktır.

Konaklama dağılımı: Van’da iki, Mardin’de ve Diyarbakır’da birer gece kalarak, altı günlük seyahat planınızı yorulmadan tamamlayabilirsiniz.  

Doğu Anadolu, tek bir merkezden ibaret görülemeyecek kadar zengin bir bölge. Planı iki uçlu (open-jaw) kurgulamak, aynı tatil süresi içinde size iki kat fazla coğrafya keşfetme fırsatı sunabilir. Tüm bu zenginlik, işin en başında vereceğiniz o basit karara, yani rotaya nereden girip nereden çıkacağınıza bağlı.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz